RSS

Boğaz Köprüsü bir yıl kapanacak

Gelecek yıl 40 yaşına girecek Boğaz Köprüsü büyük bir bakıma alınacak. Bir yıl kapanacak köprü trafikte kaos yaratacak. Bu yüzden bakımdan önce 3. Köprü’nün hizmete girmesi amaçlanıyor.

39 yıl önce hizmete giren İstanbul Boğazı’na yapılan 1. köprü (Boğaziçi Köprüsü) 40’ıncı yılında büyük bir bakıma girecek. Yaklaşık bir yıl kapalı kalacak köprü nedeniyle İstanbul trafiği içinden çıkılmaz bir hale gelecek.

Ulaştırma Bakanlığı en fazla iki yıl ertelenebilecek bakımdan önce 3. Köprü’nün hizmete girmesini istiyor. İstanbul’a yapılacak 3. Köprü’nün de içinde bulunduğu 414 kilometrelik Kuzey Marmara Otoyol Projesi’ne hiçbir teklif gelmemesi üzerine Ulaştırma Bakanlığı, köprünün özkaynakla yapılması kararını aldı.

1973’te hizmete giren İstanbul Boğazı’ndaki 1. Köprü’nün (Boğaziçi Köprüsü) 40 yıllık ağır bakımına kısa bir süre kaldı. Asma köprüyü 2 dev direğe bağlayan çelik halatların tamamının değiştirilmesi gerekiyor. Ulaştırma Bakanlığı kaynakları 30-40 yıl arasında değişimin mutlaka yapılması gerektiğini bildirdiler. 2013 yılında yapımının üzerinden 40 yıl geçecek Boğaziçi Köprüsü’nün bu ağır bakımının yapılması için, 2013’ten sonra en fazla 2 yıllık bir erteleme daha yapılabilecek. Bakım sırasında Boğaziçi Köprüsü yaklaşık 1 yıl boyunca tamamen kapatılacak. Çelik halatlar değiştirilirken, depreme karşı güçlendirme çalışması da yapılacak. 200 milyon lirayı bulacak bakım sırasında trafik tam anlamıyla felç olacak.

FATİH SULTAN MEHMET KÖPRÜSÜ YÜKÜ KALDIRMAZ

Boğaziçi Köprüsü’nün ağır bakımı sırasında, İstanbul’un her iki yakası arasındaki geçiş yapan günlük 550-600 bin araç için tek alternatif Fatih Sultan Mehmet Köprüsü olacak. Bu durumda İstanbul’un en büyük sorunu olan trafik, bakım çalışması nedeniyle içinden çıkılmaz hale gelecek.

Bakım sırasında yaşanacak trafik sorununun çözümü için bütün alternatifleri gündemine alan Ulaştırma Bakanlığı’nın ilk hedefi bakımdan önce 3. Köprü’yü hizmete sokmak olacak. Bunun için 414 kilometrelik Kuzey Marmara Otoyol Projesi etaplara ayrılacak. 3. Köprü ve 70-100 kilometrelik bağlantı yollarının yapımı özkaynak ile gerçekleştirilecek. Köprünün 1 milyar dolara, bağlantı yollarının ise 1.5 milyar dolara malolması bekleniyor.

Kaynak için Maliye Bakanlığı ile görüşmelere başlayan Ulaştırma Bakanlığı yönetimi, kaynak sorununu çözerek, köprünün ihalesini gerçekleştirip, bu yıl içinde ilk kazmayı vurmayı planlıyor.

Köprü ihalesinin yapıldıktan sonra inşaat yaklaşık 30 ayda tamamlanacak. Böylece Boğaziçi Köprüsü’nün ağır bakımı için 2 yıllık erteleme opsiyonunu da sonuna kadar kullanacak olan Ulaştırma Bakanlığı, bakımdan önce 3. Köprü’yü hizmete sokarak kâbus senaryosunu ortadan kaldırmak istiyor. 3. Köprü’nün hizmete girmesinin ardından kamyon ve tır trafiği tamamen bu köprüden gerçekleştirilecek. Bakım sırasında tek alternatif haline gelecek olan 2’nci Köprü’nün yükü de yönlendirmeler ve ucuz geçiş teşvikleriyle hafifletilecek.

 

Posted by on 21 Ocak 2012 in Genel

Leave a comment

Çoğumuz sokakta gördüğümüz o çocuklara acıyoruz ya…

Mustafa Mutlu
 
  Yazara ulaşmak için : mmutlu@gazetevatan.com
 
12 yaşındaki mendilci Ahmet’ten hayat dersi!
Dün 15 milyon öğrenci ders başı yaptı…
 
  Bilecikli Ahmet ise, Mecidiyeköy’deki Profilo trafik ışıklarında elindeki
  kağıt mendilleri satmak için yeşil ışığın yanmasını bekleyen araçların
  camlarını tıklatıyordu.
 
  “Sen okula gitmiyor musun” dedim, gerisi geldi:
 
  – İki sene önce dördüncü sınıfı bitirdim ve bıraktım.
 
  – Neden?
 
  – Babam hapse girdi…
 
  – Ne yaptı ki?
 
  – İnce iş… Şimdi anlatamam…
 
  – Annen neden çalışmıyor peki?
 
  – O da çalışıyor, aha orda… (Eliyle 10-15 metre uzakta kucağında bir
  bebekle dilenen kadını gösteriyor.)
 
  – Oooo, iyisiniz… Bu ışıklar sizin kontrolünüzde yani…
 
  – Kız kardeşim de cam siliyor…
 
  – Vay, vay, vay… İyi para götürüyorsunuzdur…
 
  – Üçümüz günd e 200-250 liradan aşağı toplamıyoruz…
 
  – Ayda 6 milyar eder…
 
  – Geçiyor… Ama pazar günleri çalışmıyoruz… Çünkü pazarları bu ışıklar
  tıkanmıyor. İş olmuyor. Ben de balık tutup satıyorum. Sana da getireyim
  mi?
 
  – Boş ver balığı, o kadar parayı ne yapıyorsunuz?
 
  – Birazını babama gönderiyoruz, birazını yiyoruz, yarısını da
  biriktiriyoruz.
 
  – Biriktirince ne yapacaksın, dükkân mı açacaksın kendine?
 
  – Manyak mıyım be abi, ne dükkânı… Araba alacağız. Babam hapse girmeden
  önce korsan (kaçak taksicilik) yapıyordu, büyüyünce ben de aynı işi
  yapacağım.
 
  – Ev almayacak mısınız?
 
  – Evimiz var, belediye verdi. Kâğıthane’de…
                                    ***
 
 
  Bu sırada ışık yeşile dönüyor ve arkamdaki araçların sürücüleri
  kornalarına abanmaya başlıyor… Ama muhabbet tatlı, Ahmet’le biraz daha
  konuşmak için arabayı iyice kenara çekiyorum.
 
  – Okulu tamamen bıraktın yani…
 
  – Okusam ne olacak ki? Benim öğretmen yirmi yıl okumuş, bin lira
  kazanıyor. Yaşanır mı o parayla? Hem ben her gün internete giriyorum, o
  yeter.
 
  – Bilgisayarın da mı var?
 
  – Niye olmasın ki?
 
  – Peki; arkadaşların okula giderken hiç mi üzülmüyorsun?
 
  – Önce üzülüyordum, ama artık sigara paralarını bile ben veriyorum. En
  zenginleri benim şimdi.
 
  Ahmet işin kolayını bulmuş, yolunu çizmiş; ne söylesem nafile… Vedalaşıp
  gitmek için hamle ediyorum, suratı asılıyor:
 
  – O kadar çene çaldık, bir beşlik bile atmayacak mısın?
                                    ***
 
 
  15 milyon öğrenci yine dersbaşı yaptı…
 
  Şanslı olanlar üniversiteyi kazanıp, öğretmen, doktor, mühendis olacak ve
  Ahmet’in dediği gibi ayda bin liraya talim edecek. Çoğu da işsizler
  kervanına katılacak.
 
  Ahmet ise o zamana kadar çoktan altına arabasını çekip, korsana başlamış
  olacak.
 
  Belki de işleri iyice yoluna girecek ve “filo” kuracak…
 
  Çoğumuz sokakta gördüğümüz o çocuklara acıyoruz ya…
 
  Bence asıl kendi çocuklarımızın geleceği için kaygılanmalıyız!

 

Posted by on 15 Ocak 2012 in Genel

Leave a comment

Finansbank Kart Aidat Ücreti Kazığı

Bu yıl kartıma yansıyan 25TL kart aidat ücretinin iptalini istemek için müşteri hizmetlerini aradım. 3 aramamda hattan düşmeden müşteri temsilcisine bağlandım. Malesef isteğim hiç kibar olmayan bir dille reddedildi.

Üstelik kurban bayramından önce kartımı iptal ettirmek için aradım. iptal ettirdim. Beni geri arayıp 15TL puan yükleyerek kartımı geri açtılar. Kart ücreti yansıdığında arayıp kart ücreti için görüşebilirsiniz demişlerdi. Ama malesef kart ücreti yansıdıktan sonra diğer yüzlerini de gördüm. Kartı iptal ettirdikten sonra geri açtırdığım için pişman oldum. Bu yunan bankasına güvenmekle hata etmişim.

Finansbank, üniversite 1. sınıftayken üniversite kapısında önümüz kesilerek ücret ödemeyeceksiniz diye verilen karttan bile 25TL ücret alıyor.

Oysa iş bankasının 10 yıllık (18 yaş altındayken müşteri olmuştum.) müşterisiyim. Kartımdan hiç ücret almadılar. Hatırı sayılır bir limitim de var.

Son olarak kuveyttürk Kredi Kartı Kullanıyorum. Gerçek mânâda hiç bir ücret ödemiyorum.

 

Posted by on 17 Aralık 2011 in Genel

1 Comment

Tags: , ,

Fatih Akalan’ın Türkan Saylan ile ilgili bir yazısı

“Bizim istemediğimiz bir şeyin Türkiye’de olması mümkün değil.”

ÇYDD Başkanı Türkan Saylan kısa süre önce böyle söylüyordu.

“Biz” diye tarif ettiği bir topluluğun gücüyle konuşuyordu. Gündem başörtüsüydü. Saylan yasa çalışmalarına öylesine kızmıştı ki darbeciler tarafından idam edilen Adnan Menderes’i hatırlatmıştı;

“Menderes ne dedi? Odunu koysam mebus yaparım. Ne oldu sonuçta? Onlar ne oldu?”

Tehdit mi etmişti?

Belki…

Sonra İlhan Selçuk “biz” den bahsetti.

Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınıp salıverildikten sonraki ilk yazısında şöyle diyordu Selçuk;

“Kimi yazar kendinden bahsederken ‘ben’ der, kimi yazar ‘biz’ diye yazar…

Hangisi yakışık alır?

“Biz, gittik, gördük” diye yazanlar, alçakgönüllülük yaptıklarını sanırlar; çünkü ‘ben ve benlik’ geride kalır…

Oysa krallar, sultanlar, padişahlar, imparatorlar da “Biz” diye konuşurlar…

Çünkü “Biz” derken bir kral ya da şah, yalnız kendisini değil, devleti ve tebaasını da vurgulamış olur…

Peki, bu kez kısa süren bir Emniyet-Savcılık macerasını anlatırken hangisini kullanacaktım?”

Selçuk kralların, sultanların, imparatorların kullandığı “bizi” tercih etmişti;

“Polisler benim evimi mi aramışlardı?
Bizim evimizi mi?

Benim ifadem mi alınmıştı?
Bizim ifademiz mi?

Sonra düşündüm:

Çok şükür ben ben değildim.
Biz bizdik”

Bizim bilmediğimiz bir “biz!”

ÇYDD Başkanı Ergenekon Soruşturması sürecinde tekrar ortaya çıktı. Tutuklamalardan “huzursuz” olduğunu açık açık söyleyen Saylan’ın sözleri oldukça ilginç.

Saylan şöyle diyor;

“Umarız bizi, bu yurdun gerçek sahiplerini, huzurlu edecek bir sonuç gelir.”

Vahim değil mi!

Yıllardır “biz” derken kendisini “yurdun gerçek sahibi” olarak gören bir zümreden bahsetmişler?

Daha vahimi;

“Yurdun gerçek sahipleri”, terör örgütü lideri olmakla, cinayet işlemekle, şiddet kullanarak hükümeti yıkmakla, halkı sokağa dökmekle, bombalı eylem yapmakla suçlanan kişilerin salıverilmesiyle “huzur” bulacaklarını söylüyor!

Üstünlük hastalığına kapılmış zümre “biz” diye başladığı cümlelerde ya tehdit ediyor ya hukuk dışına çıkılmasını istiyor.

Aba altından sopa değil darağacı gösteriyorlar. Güçlüyüz imajı çiziyorlar ama boşuna!

Çünkü onların istemediği milletin istedi çok şey oluyor bu ülkede;

Birkaç cesur savcı ve emniyet mensubu çıkıyor ve “bizden”, “yurdun gerçek sahiplerinden(!),” tek tek hesap soruyor.

fatih akalan

http://www.facebook.com/group.php?gid=30957285776

 

Posted by on 14 Aralık 2011 in Genel

Leave a comment

YGS’ye kaç gün kaldı?

YGS’ye kaç gün kaldığını; hatta kaç saat, kaç dakika, kaç saniye kaldığını buradan öğrenebilirsiniz. YGS puan hesaplama

 

Posted by on 08 Aralık 2011 in Bilgisayar, Genel

Leave a comment